Empati ve Öğrenmenin Temeli - Ayna Nöronları

Öncelikle, nedir bu ayna nöronları ?

Ayna nöronlarının büyük çoğunluğu beynimizin ön kısımlarındaki premotor kortekste bulunur. Bu nöronlar siz veya başkası bir eylem gerçekliştirdiğinde (yani sizin su içmeniz ya da birini su içerken gördüğünüz zaman) ateşlenirler.Bizi bu kadar sosyal hayvanlar yapan temel taşlardan biri ayna nöronlarımız. En önemli fonksiyonları ise empati kurmamızı sağlıyor olmaları. Televizyonda yemek programı izlerken acıkmanız, birisi kolunu kırdığında yüzünüzün buruşması, sanki siz kolunuzu kırmışsınız gibi hissetmeniz ve empati kurabildiğiniz her durum ayna nöronları sayesinde.

Ayna nöronları 1990 yılı civarlarında Giovanni Rizzolatti, Vittoro Gallese ve ekibi tarafında bulunuyor. Bilim insanları makak türünde maymunların beyinlerine elektrotlar yerleştirip bazı deneyler yapıyorlar ama olay asllında ayna nöronlarını bulmak değil, sadece maymunların beynini daha iyi anlamak. Deney sırasında makak maymunlarının premotor korktekslerindeki F5 bölgesini izleyen bilim insanları, maymunların bir şeyleri tuttuğunda veya tutmaya çalıştığında buradaki nöronların ateşlendiğini görüyorlar. Sonrasında ilginç bir şey farkediliyor. Bir obje alıp ‘bu bir ceviz’ dedikleri sırada da maymun bir şeyi tutmamasına rağmen nöronlar ateşleniyor ve bunların yeni bir tür nöron olduğu anlaşılıyor. Aslında ayna nöronları epey yeni keşfedilen bir sistem dolayısıyla üzerlerinde hala bir sürü araştırma yapılıyor ve hala anlaşılmaya çalışılınıyor.

Nasıl Çalışır ? Ne Gibi Etkileri Var ?

Homo sapiens olarak doğadaki en sosyal tür bizleriz, zaten bizi dünyadaki baskın tür yapan başlıca özelliklerimizden biri de bu kadar sosyal olmamız. Sapiensin sosyal bir tür olmasını sağlayan faktörlerden biri de ayna nöronlarına sahip olması çünkü sosyalliğin temelinde yatan özellikler empati kurabilme, karşıdakinin hareketlerini ve duygularını anlayabilme yetisidir.

Ayna nöronları başta söylediğimiz gibi başkalarının hareketlerini gözlemlediğimizde de ateşlenirler.Ateşlenen bu nöronlar beynin başka kısımlarıyla da etkileşime girerek karşımızda gördüğümüz canlının yaşadıklarını sanki biz de hissediyormuşuz gibi bir etki yaratır.

Bu etkiyi basitçe anlatmak istiyorum. Beynimizdeki nöronların hepsi birbirlerine bağlı bir sinir ağı oluşturur, bir nöronun bağlı olduğu milyonlarca nöron bulunur. Bu nöronlar birbiriyle ilişkili durumlarda ne kadar fazla ateşlenirse, aralarındaki bağlantı daha da güçlenir ve bir süre sonra bir nöronun ateşlenmesi diğeri üstünde direkt etkiye sebep olabilir. Öğrenciyken bazı şeyleri melodilerle ezberlememizin tavsiye edilmesi,eski anılarımızı renklerle ya da kokularla bağdaştırmamız basitçe bu yüzdendir.

Aklınızda soru işaretleri oluştuğunu farkettim, madem birisi elini kaldırdığında benim de kaldırmam için ayna nöronlarım ateşleniyor o zaman ben niye elimi kaldırmıyorum? Şöyle ki, ayna nöronlarından gelen motor nöronlara giden iletiler motor nöronlarının ateşlenme eşiğini genelde geçmez(Nöronların vücuda bir komut iletmesi için eşik değerinin aşılması gerekir.Eşik değerini aşmayan sinyaller vücuda gönderilmez). Prefrontal korteks tarafından vücudumuzu hareket ettirmemiz yasaklanır anlayacağınız. Mesela tike sahip olan insanların prefrontal korteksleri bu şekilde gelen bazı iletileri engelleyemez ve istemdışı hareketlerde bulunurlar.

Günlük Yaşam ve Ayna Nöronları:

-Manipule ediliyoruz?

Tabii insanların bu şekilde etkilenebilmesi ve karşılarındakini etkileyebilmesi biliniyor olunca, bir şekilde manipule edilmek de kaçınılmaz oluyor. Bu manipulasyonun yaygınca görülen örneği pazarlama üzerine yapılanları. Şirketler reklamlarında size acıkmayı hatırlatan renkleri,çok susayıp susuzluğunu muhteşem ve soğuk bir kolayla dindirip, sonunda güzel bir oh çeken birini göstererek bu ürünü satın almanızı pekala sağlayabilir.Artık neden olduğunu biliyorsunuz, bu tür reklamlar ayna nöronlarımızı ateşlenmesine yol açarak reklamla empati kurmamızı sağlar.

-Gör ve Öğren

Hiç bir kurbağanın diğerinin hareketlerine bakıp onları taklit ederek bi şeyler öğrendiğini gördünüz mü? Çoğu hayvan bu yetiye sahip değildir. İnsan ve primatlarda ise durum farklı, bizler dans ederken birini gördüğümüzde böyle bir şey ilk defa yapışımız olsa bile az çok taklit edebiliyoruz.Bu taklit yeteneğimiz, öğrenme süremizin diğer hayvanlara göre çok daha kısa olmasını sağlıyor.

Örnek verecek olursak konuşmayı öğrenmek bu konuda en önemli durumlardan birisi. İnsanlar olarak ayna nöronlarına sahip olmasaydık konuşmayı büyük ihtimal hiç başaramayacaktık. Bir bebek konuşmayı öğrenirken etrafındakilerin eylemlerini gözlemler. Bir anne bebeğini eline alıp “an-ne” dediğinde bebeğin ayna nöronları ateşlenir ve premotor korteksine giden uyartılar bebeğin belli belirsiz ağız hareketleriyle annesinin yaptığını taklit etmesini sağlar. Birlikte ateşlenen nöronlar zamanla daha çok pekişerek düzgün sesler çıkarabilmeyi sağlar.

Benim anlatacaklarım bu kadardı. Bu muhteşem yapılar hakkında daha spesifik bilgi almak için ilgili Wikipedia sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Geçen sene yazın okuduğum kitaplardan biri olan Empatik Beyin'den
 esinlenerek bu yazıyı yazmak istedim.Kitabın yazarı 
   Christian Keysers okumanızı kesinlikle tavsiye ederim.
Paylaş Yorumlar